Beynin Sırlarını Çözen Türk

Beynin Sırlarını Çözen Türk

Beynin Sırlarını Çözen Türk.. Açıkçası başlığı düşünmek gibi bir kaygım olmadı çünkü direk okuduğum bir haberden alıntı yaptım ve bu haberin bu hafta üzerinde konuşulması gereken bir haber olduğuna karar verdim.

Biz Türkler çılgın insanlarızdır. Tarihin her döneminde sıra dışı bir şeye imza atmış ve seçimlerimizle her seferinde Dünya’nın kaderinin belirlenmesinde büyük bir rol oynamışızdır. Şuan dahi üzerinde yaşadığımız coğrafya sebebiyle yaptığımız stratejik hamleler ya da hatalar Dünya gündemini belirleyebilmekte ama her halükarda çok da sevilemeyen tipleriz.

Üzerinde durmak istediğim konu zekamız. Zeka bence çok boyutlu bir kavram ki bildiğim kadarıyla bilim insanları da zekayı duygusal zeka (EQ) ve mantıksal zeka (IQ) olarak ikiye ayırıyorlar. Her ne kadar biz olayı böyle düşünmeyip zeki insanı matematiğe kafası basan insanla özdeşleştirmiş olsak da o iş aslında pek de öyle değil.

Sanırım zeka kavramına yaklaşışımız toplumca biraz düşüncesizce. Bunun tek sebebi ise genel cehaletimiz. Bir tabir vardır ” okumuşun cahili” diye. Sanırım pek çoğumuz o konumdayız. Hiçbir şey bilmeyen ama her şeyi bilen insan topluluğu. Maalesef ki bu durum benim için de söz konusu.Ama bu durumun asıl sebebi milletçe yüksek zeka potansiyelimizden kaynaklı.

Olaylar arasında “Müge Anlı” edasıyla kurduğumuz bağlantılar, komplo teorilerimiz, yaptığımız işlerin her daim kolay bir yolunu bulmamız dolayısıyla pratik insanlar oluşumuz ve tonlarca gereksiz bilgiyi kafamızda saklayabilmemiz bunun ufacık göstergeleri.

Türk olmak beraberinde imkansızı başarma isteğini getirir. “Zor olanı hemen başarırız, imkansız olan ise biraz zaman alır.” Şimdi ise size zor olanı başaran bir Türk’ten bahsetmek istiyorum. En başta da söylediğim gibi bence bu hafta onun hakkında konuşulmalı. İşte karşınızda Prof. Dr. Kamil Uğurbil.

[embedyt] http://www.youtube.com/watch?v=bor20Kq0ohw[/embedyt]

 

Kendisi bu sene Vehbi Koç Ödülü’ne layık görüldü. Çalışmalarının bilimsel kısmı ile ilgili birkaç yazı okudumsa da direk ilgi alanıma girmediği ve yeterli bilgi birikimine sahip olmamam sebebiyle kendi yorumlarımı es geçiyorum. Ancak sizlerde ödül komitesinin ödülü kendisine layık görme sebebini aktarmak istiyorum;

“İnsan beynindeki aktivitenin manyetik rezonans görüntüleme ile  gösterilmesi (fMRI), dünyada bağımsız ve eş zamanlı olarak iki laboratuvarda  geliştirilmiş ve bunlardan biri de Prof. Uğurbil’in liderliğini yaptığı CMRR’daki  laboratuvarı olmuştur. Bu gelişmeden sonra Prof. Uğurbil’in çalışmaları insan  beyninden yüksek çözünürlükte ve doğrulukta fonksiyonel bilgi toplanması için  yeni yöntemler geliştirilmesi üzerine yoğunlaşmıştır.

Bu doğrultuda, ilk kez yaşayan insan beyninden görme merkezinin  yapısını neredeyse mikroskobik detayda görüntülemeyi başaran Uğurbil, aynı  zamanda 7 Tesla ve daha yüksek manyetik alanlı anatomik görüntüleme ve  spektroskopi yöntemlerinin geliştirilmesi ve insanda kullanımı gibi (İnsanda  kullanılan ilk 7 Tesla görüntüleme cihazı 1999 yılında CMRR tarafından  geliştirilmiştir) birçok değerli başarıya imza atmıştır ve halen Obama  yönetiminin en öncelik verdiği projelerden biri olan ‘The Brain Initiative; The  Human Connectome’ projesinin liderlerinden biri olmuştur. Bu değerli çok sayıda  ödüle layık görülmüştür.”

Bu topraklar nice Aziz Sancar’lar, nice Kamil Uğurbil’ler çıkarmış ve çıkarmaya da devam edecektir. Yalnızca bazı şeyleri değiştirmemiz gerek. Hem de büyük bir hızla. Yoksa her saniye daha büyük bir ivme ile gelişen Dünya’da yok olup gideceğiz. Bu konuda da sözü Sn. Uğurbil’e bırakıyorum.

Buraya tıklayarak Prof. Dr. Kamil Uğurbil’le ödül sonrası yapılan ve hem ödül hem de Türk eğitim sistemi hakkındaki düşüncelerini içeren röportaja  ulaşabilirsiniz. Keyifli okumalar 🙂

Bayrak Asan Dayı