Doğada Tek Başına “Dağ Evi Serisi” Bölüm 5

Doğada Tek Başına “Dağ Evi Serisi” Bölüm 5

 

Serdar-Kılıç

Doğa bir insanı korkutabilir ama bu korkuda bir amaca hizmet eder.İnsan özgür olduğunu hisseder. Hayal gücü için özgür alan bulur.

animation (2)

İlgili Yazı:Doğada Tek Başına “Dağ Evi Serisi” Bölüm 4

1795 Yılın da İngiliz Kralı her yıl düzenlediği okçu müsabakasının ilanlarını her yere astırmıştır. İlan da; İngiliz Erlerini müsabakalara davet ettiği yazılıdır. Bizim Mahmud Efendi ilanı görünce Osmanlı yayını alır ve müsabakaya kayıt yaptırmaya gider. Mahmud Efendi’yi İngiliz olmadığı için kabul etmezler, o da bu duruma üzülür fakat anlayışla karşılar. Tam oradan ayrılırken biri çıkıp ‘ siz zaten o ufak tefek, şekilsiz yay ile bir şey yapamazsınız! ’ deyince, Mahmut Efendi’nin ağrına gider. O da onlara haddini bildirmek ister. Neyse ki konu Üçüncü Selimin kulağına gider, Mahmut Efendi de nasıl kemankeş olunacağını İngilizlere gösterme fırsatını eline geçirir. Müsabakaların kaydı tutulur ve İngilizlerin atış rekoru 217 metreyken; Mahmut Efendi ufak tefek gözüken Osmanlı yayını ters bükerek kuruyor, zihgirini parmağına yerleştiriyor ve YA HAK…! Diyerek atışını yapıyor. Sonuç; o küçücük yay ile 423 metreye okunu düşürüyor. İngilizler bu duruma şaşırıyorlar çünkü onların o zamana kadar ki rekorları 280 metredir. Mahmut Efendi’nin asker olduğu için böyle bir atış yaptığını söylüyorlar çünkü Osmanlı onlara oyun oynamış olabilir. Mahmud Efendi ise mütevazi bir tavırla ‘Aman efendim ne askeri, beni bu mesafeyle okçu meydanına kemankeş diye sokmazlar.’ der. Kendisinin formda olmadığını ayrıca çok iyi bir okçu olmadığı için bunun normal bir atışı olduğunu söylemiştir. Çünkü Osmanlı da kemankeş sayılmak için 520 metreye atış yapmak gerekir. Osmanlı’nın rekoru ise o zamanlar 870 metredir.

 

animation (4)

 

Zaman ve hayat telaşı dediğimiz kavramlar bizi bizden uzaklaştırıyor. Bazen 25 saat yaşıyoruz günü. Unutuyoruz saati saymayı. Peki ya bir süreliğine uzaklaşsak ya her şeyden?

 

animation (5)