Üniversitedeyken planım mezun olduktan sonra en az 6 ay dinlenmekti, olmadı. Fark ettim ki üniversiteye başladığımdan beri bir yazı bile boş geçirmemişim. Elbette bunun en büyük sebebi yine benim. Defalarca kaldığım yaz okulunu üniversite yıllarımı kilit etti. Ardından zorunlu staj, gönüllü staj ve iş hayatı derken zaten o treni kaçırmış buldum kendimi.

Yazıya böyle başladım çünkü aslında dinlenmediğim o zamanlarda çok şey öğrendiğimi fark ettim yakın zamanlarda. Hatta bir gün toplantıdayken güzel de bir iltifat aldım “Herhangi bir firmanın pazarlamasını götürebilecek düzeye geldin artık.” Tabii bunu söyleyen kişinin hem kariyerine hem de mentörlüğüne çok kıymet verdiğim için benim için anlamı hayli büyük. Elbette henüz o kadar olmasa bile bu övgüyü alabilmek için neler yaptım onları anlatayım istedim taze mezunlara.

Korkmayın!

Yeni başlangıçlar yapmaktan, boyunuzdan büyük yüklerin altında kalmaktan korkmayın. Sadece 1 hafta içinde İstanbul’da bir staj yapmaya karar verdim ve görüşmeye gittim. Ne kalacak bir yerim, ne kazanabileceğim bir para vardı ama günün sonunda bana çok şey katacağını hissediyordum. Ne görüşmeden önce ne sonrasında ne de staja başladığımda korktum. Zira korkunun ecele faydası yok. Olacak olan öyle ya da böyle oluyor.

İnat Edin, Vazgeçmeyin

Beni tanıyanlar bilir ama tanımayanlar için özetlemiş olursam üniversite yıllarında pek de çalışkan bir öğrenci olmadım. Aklım sürekli organizasyonlarda, topluluklardaydı. Ekip çalışması kavramını buralarda öğrendim ve ailemin tüm baskılarına rağmen ucundan kıyısından da olsa hiç bırakmadım, hep bir yakasından sarıldım.

Gönüllü stajım sonrasında iş teklifini kabul ettim ama hocalarım ya okulu ya işi bırakman lazım dedi. Orta yolu bulmak lazımdı, her hafta bir günlüğüne İstanbul’dan Isparta’ya gidip geldim ve o okulu bitirdim. Hocalarım sayesinde azmettiğimde neler başarabildiğimi hatırlamış oldum ve beni körüklemiş oldular.

Şirkette bir çok iş bana kalırken, bana piyangodan mesailer çıkarken yılmadım, bir şekilde işin içinde oldum. İş direkt benim olmasa bile kalmaktan ya da o işe destek olmaktan çekinmedim çünkü başarı denen şey tek kişinin başarması oldukça zor olan bir şey ve ben birlikte çalıştığım insanlardan çok şey öğrendim.

Ölümcül Derecede Mantıksız Gelmeyen Şeylere Tamam Diyin

Bütün kişisel gelişim kitapları hayır demeyi bilmek gerektiğinden bahsediyor. Haklı oldukları noktalar da var ama en çok hayır demek istememe rağmen tamam dediğim işlerden çok şey öğrendim. O yüzden tamam demekten, evet demekten korkmayın.

İş yapmaktan gocunmayın. Ayakişi olarak tabir edilecek işleri bile yapın. Fark edeceksiniz ki hepsinden çok fazla şey kapacaksınız. Mesele sadece ve sadece bakış açınızla alakalı.

Gitmekten ve Dönmekten Çekinmeyin

Ayrıldığım şirkete iki ay sonra geri döndüm ve dönerken ciddi endişelerim vardı. Gitmekten korkmamak gerektiği gibi dönmekten de korkmamak gerekiyormuş, çünkü insanı öldürmüyorlarmış.

Bildiğiniz şeylere bile sıfırdan başlayın. Çünkü bazen ne kadar bilirsek bilelim mutlaka bir eksiğimiz oluyor. Gerekiyorsa sıfırdan başlamak gerekiyormuş. Bunu da fikirlerine kıymet verdiğim birinin öğretisi olarak kendime not ettim.

İnsanlarla İletişiminizi İyi Tutun

Tanıştığınız her insanın size onlarca şey katabileceğini unutmayın. Herkesle iletişiminizi iyi tutun, herkese saygı duymayı öğrenin. Onlara soru sormaktan kesinlikle çekinmeyin. Her şeyi bilmek zorunda değilsiniz ama çevrenizde doğru cevapları alabileceğiniz insanlar olunca hayat daha zevkli ve anlamlı oluyor.

Çok sevdiğim birine göre “her insan sevgiye muhtaçtır.” Bunu kulağınıza küpe edinin, hepimiz ama hepimiz anlanmak, değer görmek ve sevilmek istiyoruz. İnsanlarla zıtlaşmadan önce sevgiyle ve iyi niyetle yaklaşmaya çalışın.

Kendi Tavsiyelerinizi Benimle Paylaşmayı Unutmayın

Benim kendimce çıkardığım şeyler bunlar ama yanlış yaptığım ya da yaptıklarıma ekleyeceğim onlarca şey olabilir. Bunlar için yorum yazmayı ya da sosyal medya hesaplarımdan bana ulaşmayı unutmayın!


Alperen Bilgehan Dede

Kendi çapında #endüstrimühendisi, Ucundan kıyısından #blogger, Biraz #pazarlama öğrenicisi, Nihayetinde #istanbul’da yaşam savaşı verici

2 yorum

Enes Eratılmış · 13 Ocak 2020 22:13 tarihinde

Dediklerine tamamen katılıyorum.

Bu anlatımına şöyle bir katkıda bulunmak isterim.

Okulumu uzattığım süre içerisinde seninde yaptığın gibi kendimi geliştirme ve bir çok etkinlik kulüp işleriyle uğraştım. Ama bunun yanında o kaybettiğim zaman içerisinde hayata karşı merakımı, yaparken tutku duyduğum yapmak için yapmadığım şeyleri bulmama vesile oldu. Bulduklarımın üzerinden şuan emin adımlarla yürüyorum. Okulumu uzattığım için, sevmediğim bir şehirde kalmak durumundayım ama belki hayatımın hiç bir evresinde ulaşamayacağım soruların cevabına ulaştım.

Bazen kötü şeylerin vesile olduğu iyi şeyleri anlamak, yorumlamak ve bundan yararlanmak gerektiğine inanıyorum. Herkesin merak duyduğu, tutkuyla yapabildiği şeyleri keşfetmelerini, aramalarını tavsiye ederim. Bunun en kolay yolu ise denemek, denemekten yanılmaktan başarısız olmaktan korkmadan denemek.

Yazın ve katkıların için teşekkür ederim, daha fazla yazman dileğiyle,

Sevgiler..

    Alperen Bilgehan Dede · 16 Ocak 2020 11:43 tarihinde

    Bence en güzel yeri şurası: “Okulumu uzattığım için, sevmediğim bir şehirde kalmak durumundayım ama belki hayatımın hiç bir evresinde ulaşamayacağım soruların cevabına ulaştım.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.