Hakkımda

 

Merhaba! Gündüzleri bisikletli kurye, geceleri ise hevesli bir aktörüm, burası da benim blogum.Isparta’da yaşıyor;film izlemeyi, kahve içmeyi ve kitap okumayı seviyorum. (Ve tabi ki yağmura yakalanmayı.)

Elbette bu işin renkli kısmıydı. 16 Temmuz 1994 günü Karadenizimizin güzide şehri Rize’de Dünya’ya geldim. Açıkçası hayat ondan sonra karmaşıklaşmaya başladı. O günden bu güne kadar da hayatım bir aksiyon filmi tadında ilerledi. Kimi zaman gerilimin arttığı kimi zamansa ölüm sessizliğinin çöktüğü dönemlerden geçtim.

Öğrenim hayatıma memleketim Ardahan 23 Şubat İlköğretim Okulu’nda başladım.Ancak okulla olan ilişkim bundan çok daha öncesine dayanıyor.Bir öğretmen çocuğu olmam sebebiyle okul benim için ikinci bir ev konumundaydı. Elbette ki öğretmenler de abilerim, ablalarım ve arkadaşlarımdı.

Çocukluğumun büyük bir kısmını benden 20-25 yaş büyük insanlarla geçirmem elbette çok farklı bir deneyim oldu benim için. Şuan pek çok anıyı hatırlayamıyorum ancak bu farklı deneyim yaşıtlarımla çoğu zaman anlaşmama engel olan bir noktaya getirdi beni. Birazcık da ukala yapmadı desem açıkçası yalan olur.

8 senelik zorunlu eğitim döneminin ardından lise’ye İzmir’de devam ettim. OKS sonucumun iyi gelmesi sebebiyle ailem daha iyi bir eğitim alabilmem için rotalarını İzmir’e çevirdiler. İzmir Konak Anadolu Lisesi’ndeki 4 senelik süreci de böylece tamamladım.

Hayatımın belki de en garip dönemlerinden biriydi bu 4 senelik dönem. Başından sonuna kadar dram, gerilim, komedi hatta inanmayacaksınız bir ara fantastik bir film halini bile aldı. Çağan Irmak filmi gibi öğreti dolu yıllardı. Çünkü herkes hep üzerimde bir eğitici rolü edinme çabasına girince gelen geçen tavsiye verir oldu.

Peki sonuç ne derseniz işte sonuca geliyorum. Hala devam etmekte olduğum Süleyman Demirel Üniversite’si Endüstri Mühendisliği bölümüne geldim.

Samimi ifadeler kullanmam gerekirse tercih haftasına kadar Isparta denen şehrin nerede olduğuna dair bir fikrim yoktu. Ama tahminlerim İç Anadolu’nun Güneydoğusu’nda olduğu yönündeydi.Tahminlerim beni tamamen yanılttı diyemem ama yanıltması pek de mutsuz etmedi. Çünkü İzmir’e yakın bir şehirdi.

İzmir’e yakın bir şehir olması neden mi mutlu etti dersiniz? Gençlik hataları konusunda biraz dertli olduğum için mutlu etti aslında.Sınav döneminde ve ergenlik stresi denen o süreçten çıktıktan sonra özgürleşme ve kendi hayatını kurma isteği ile dolup taşıyoruz.

Limiti yüksek kredi kartının belası nasıl ki esktresi geldiğinde çekilirse özgürlük ve bağımsız hayat kurmanın da belası o hayatı kurunca anlaşılıyor. Eyvallah evden uzaksın, bir başına ve özgürsün, karışan görüşen de yok rahat hayat diyorsun ilk birkaç ay. Aradan bir 6 ay geçiyor sonra eski hayatını özlemeye başlıyorsun. Hele bir de öğrenci evindeysen ve paran suyunu çekmeye başladıysa yapışıyorsun telefona anne ben geliyorum diye.

Ben kısaca böyle biriyim işte. Hayatta çok şey yaşadığıma inanıyorum, aynı zamanda da yaşadıklarımın daha hiçbir şey olduğuna da.. Her iyide bir kötü, her şerde bir hayır olduğunu düşünüyorum.

Ama hayatımda altın bir öğüt var ki her daim aklımda onu tutuyorum “Olmaya Cihanda Devlet Bir Nefes Sıhhat Gibi”