Alışveriş yapmanın heyecanı, getirdiği mutluluk diye bir gerçek var hayatlarımızda. Elbette ardından gelen daha çok alma isteği. Peki neden daha fazlasını almak istiyoruz? İşte bu yazıda tam olarak buna odaklanan “Diderot Etkisi” üzerine karalıyor olacağım.


Diderot’un hikayesine Prof. Dr. Mustafa Çetiner hoca’nın youtube kanalındaki bir videoda denk geldim. Kendisinden keyifli bir biçimde dinleyince ve yaptığım işin bir parçası olduğunu hissedince de araştırayım ve acaba bunu gerçek hayatta bir uygulamaya nasıl çevirebilirim diye düşünmeye başladım.

Bildiğiniz üzere bir şirkette pazarlama departmanında çalışıyorum ve ziyaretçilerimizin ya da müşterilerimizin ziyaretlerini satın alma ile tamamlamaları kadar kıymetli bir şey yok ve benim de başarım buradaki süreci daha iyi yönetebilmemle alakalı.

Diderot etkisini okudukça aslında kendi içinden geçmekte olduğum bir süreci fark ettim. Bende her şey gömlek almayla başladı. Bir akşam otururken Trendyol’dan gelen bir bildirime tıkladım ve indirimdeki gömlekleri görünce hemen 3 tane aldım.

Çok fazla ihtiyacım olmasa da yeni gömlekler almam fena da olmayacaktı. Derken gömleklerin bana teslim edildiği gün markanın sitesinde indirim başladı ve benim trendyol’dan aldığım fiyatın çok çok altındaydı aldığım gömlekler. Dolayısıyla ben de hemen aldığım gömleklerin ikisini iade edip o siteden 4 tane gömlek daha aldım.

Eee gömlekleri aldım ama çok kurumsal takılan bir tip değilim, altına daha ciddi bir pantolon alsam iyi olacak diyip hemen kendimi avm’ye attım. Burada gezinirken bir markada 2 pantolon 2 gömlekten oluşan sette inanılmaz cazip bir fiyatı görünce dayanamadım ve oradan da bu seti aldım.

Sadece 5 gün içerisinde 7 gömlek (iade ettiklerim hariç) ve 2 pantolon almıştım. Derken sıra aksesuarlara geldi. O kadar gömleği, pantolonu düzelmişiz bir saat almazsak olmaz. Uzun zamandır alayım dediğim ama almasam da olur diye ertelediğim o saat planını da hızlı bir kararla hayata geçirip hemen saatimi de aldım.

Daha saatim teslim edilmeden kemer ve ayakkabı bakmaya başlamıştım ki Diderot Etkisi ile karşılaştım ve kendime dedim “Dur! Ne yapıyorsun?

İhtiyaç ve lüks kavramının bendeki ayrımı çok farklı. Teknoloji takıntısı olduğum için bence teknolojik bir takım araçlar ihtiyaçken birkaç tane daha ayakkabı ya da gömlek çok da önemli detaylar değil-di. İnsanın giydiği şeylerin onu bağladığını, ona gereksiz bir kimlik kazandırdığını düşünenlerdendim hep. Bu nedenle de hiçbir zaman aşırı dikkat etmemiştim giyimime. Paspal olmasam da çok da şık olmadım hiç -ki hala çok şık değilim-.

Kıyafete ve aksesuara harcanan paraya bu kadar laf eden ben bir anda nasıl oldu da inanılmaz bir kıyafet alma, para harcama manyağına dönüşmüştüm? Oysa ki o parayı kazanmak için deli gibi çalışıyor, bazen sinir yaptığım şeyi sinir ola ola ve istemeye istemeye yapıyordum. Neden paramı gereksiz yere, gereksiz sayıda satın alma yapmak için harcıyordum?

Diderot kimdir?

Denis Diderot 5 Ekim 1713 – 31 Temmuz 1784 tarihleri arasında yaşamış, Fransız bir yazar ve filozoftur. Aydınlanma döneminin önemli isimlerinden olan Didetor, topluma eğitimsel bir kaynak oluşturmak üzere tasarlanan Encyclopédie (Ansiklopedi) baş editörlüğü görevini üstlenmiş.

Romantizm akımının öncüsü ve hümanist olan Diderot; zengin kiliseler kontrolünde bir endüstri olarak gördüğü Hristiyanlık dinini reddetmiş saldırılarına maruz kalmıştır.

Diderot etkisi nedir?

Diderot aydın bir insan olarak hayatını sürdürmeye devam ederken bir anda bir miktar paraya ihtiyacı oluyor. Okuduğum bazı kaynaklar bu para ihtiyaç duymasının sebebini kızının düğünü olarak gösterirken bazıları da bu konuda herhangi net bir ifade belirtmiyorlar.

Bu para ihtiyacı bir şekilde dönemin Rus İmparotoriçesi Büyük Catherine‘in kulağına gidiyor ve kendisi Diderot’a yardım etmek amacıyla kendisinin tüm kitaplarını satın alıyor ve kendisini kütüphaneci olarak işe alıyor, tüm kitapların da onda kalmasını istiyor ve ayrıca 25 yıllık maaşının da peşin ödenmesini sağlıyor.

Bir anda yüklü miktarda paraya kavuşan Diderot kendisine bir sabahlık alıyor ve aldığı bu sabahlıkla adına Diderot Etkisi denecek o tuzağın ilk kurbanı oluyor.

Sabahlığını giyip çalışma masasına oturan Diderot bir anda masasının aslında ne kadar da eski ve kötü olduğunu fark ediyor ve masasını değiştirme kararı alıyor. Masanın değişmesiyle birlikte odanın aslında yeni tablolara ihtiyaç duyduğu fark ediliyor. Tablolar değiştikten sonra başka şeyler derken Diderot çok kısa süre içerisinde neredeyse evinin tümünü yeniliyor ve eline geçen paranın tamamını bitiriyor.

Tüm bu yeninin uyumunu yakalayıp bütün parasını bitirdikten sonra da “Eski Robdöşambırımdan Ayrılmamın Pişmanlıkları” adlı bir makale yazıyor. Makaleden benim alıntılayacağım yer ise ”
Eski robdöşambırımın mutlak efendisiyken yenisinin kölesi oldum…

Şimdi size soruyorum. Eskinin mutlak efendisi olmak mı yoksa yeninin kölesi olmak mı? Yorumlarda belirtmeyi unutmayın.

Kaynak:

  • https://dusunbil.com/diderot-etkisi-ihtiyaciniz-olmayan-seyleri-neden-aldiginizi-nasil-acikliyor/
  • http://www.olaganustukanitlar.com/diderot-etkisi-nedir/
  • https://tr.wikipedia.org/wiki/Denis_Diderot

Alperen Bilgehan Dede

Kendi çapında #endüstrimühendisi, Ucundan kıyısından #blogger, Biraz #pazarlama öğrenicisi, Nihayetinde #istanbul’da yaşam savaşı verici

0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.