Sinerji Zirvesi’nden Bir İz Bırak

Sinerji Zirvesi’nden Bir İz Bırak

Sevdiğim bir şeydir katıldığım organizasyonların ardından birkaç kelam etmek, bir şeyler yazmak. Dün katıldığım Sinerji Zirvesi’nde de “internette bir iz bırakmak” diye bir kavramdan bahsedilince ben de eve geldiğimde dedim ki sıcağı sıcağına bir iz bırakayım internet aleminde.

Elimden geldiğince gider, birilerini dinler yok gidemediysem de açar youtube’u izler ve bakalım yaşanmışlıklarıyla bana nasıl yol gösterecekler derim. İşitsel yönümün güçlü olması ve biraz da kişilik yapım sebebiyle pek de ilgimi çeker. Duyduğum şeyler de kafama daha çok yerleşir.

Etkinliğe gitmeden önce iki şey dikkatimi çekmişti. Birincisi “Veysel Zaloğlu”, ikincisi ise 21. Yüzyıl Becerileri konu başlıklı konuşma. Neden bu ikisi diyecek olursak da beni amerikan dublaj hayranı yapan fenomen olması sebebiyle Veysel Zaloğlu ve henüz daha Industryolog Akademi ekibi tarafından fırından yeni çıkarılmış “Endüstri 4.0” yazı dizisinin ardından da 21. Yüzyıl Becerileri.

 

Selim Abi’yi önceden tanımıyor, çalışmalarını bilmiyordum. Konuşmasına çok eğlenceli bir giriş yaptıktan sonra geçmişte yaptıklarından bahsetti. Elbette en çok ilgimi çeken Ali Sami Yen’de 14.500 kişiyi toplayıp tek bir ses olarak kitap okutması ve Guinness Rekorlar Kitabı’na girmesi oldu. Tabi Selim abi nezdinde tüm ekibin ellerine sağlık. Böyle işler tek bir kişi ile olmuyor.

Önce onun sunumunda gördüğüm birkaç güzel sözü sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

“Keser gibi olma; hep bana, hep bana. Rende gibi olma; hep sana, hep sana. Testere gibi ol; hem sana, hem bana.” Mevlana

 

“Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım” Mevlana

 

“21.Yüzyıl cahilleri,okuma yazma bilmeyenler değil,yanlış öğrendiklerini unutamayan,yeniden öğrenmeye,değişime ve dönüşüme açık olmayanlar olacaktır!…”  Alvin Tofler

 

Hazneme üç güzel söz kattım bugün sayesinde. Durup da baktığımızda hepimizin bildiği ama hepimizin harekete geçmekten kaçındığı şeyler aslında bunlar. Birincisinde diyor ki bencil olma, diğerinde diyor ki harekete geç ve üçüncüsünde de diyor ki öğren, oku, deneyimle ve doğrularını yeni doğrularla değiş.

Konferansta şuna benzer bir şey dedi Selim Abi ” Bugün buraya İstanbul’dan kalkıp gelme sebebim olur da bir kişiye ümit verebilir, bir kişinin hayatına etki edebilirimdi ” Benzer bir hayal için çalışıyorum ben de son bir senedir. Olur da birine ilham verebilir ve birinin değişiminde pay sahibi olabilirim diye. Öncelikle bu bloga yazmaya başladıktan sonra blog yazmaya merak salan arkadaşlarım oldu, kendi bloglarını açtılar. Bu bile beni inanılmaz motive ederken kim bilir belki bir gün ben de Selim Abi seviyesine gelir ve birinin hayatının değişiminde pay sahibi olabilirim.


Kulaktan dolma yanlışlarla dolduruyoruz hayatlarımızı. Tıpkı Emre Büyüksoy’un dediği gibi. Kendisi yakın zamanda Bor’u işleyen ve satan bir işletme kurmuş Samsun’da. Hani hepimizin bildiği o “abi biz anlaşma imzaladık, Bor çıkaramıyoruz” efsanesini sorgulamış önce, doğrusunu öğrenmiş ve ben bu işi yapacağım deyip harekete geçmiş.

Tabi Emre abinin sunumu dijitalleşen ekonomi üzerineydi. Bitcoin denen bir şeyin bütün paralardan işlevsel olduğu hakkında, hatta Dünya Piyasası üzerinde dönen para kadar basılı para olmadığı, artık bu işleri iyice sanallaştırdığımızı konuştuk. Pek hoş bir sunumdu o da. Genç girişimcileri dinledikçe umudum artıyor, kim bilir belki bir gün diyorum.


3. konuşmacı bir yazar ve eğitmen Şeyma Eke’ydi. İkili ilişkilerden, ön yargılardan bahsettiği ve bir de uygulama yaptırdı. Bu uygulama ile hayalimizi ve hayalimizin önündeki engelleri zihnimizde keşfetmemizi amaçlıyordu.

Sahi ya hayallerimize engel olan şeyler ya da hayallerimiz neydi ki?


Gel gelelim Veysel Zaloğlu ve Yusuf Aktaş’a. Geçmişte çalıştığım organizasyonlar vesilesiyle ünlülerle tanışma, konuşma ve çalışma şansım oldu. Onların dünyası pek bizimkiler gibi değil aslında. Onlarda ki samimiyet kavramı bizdeki anlamı içermiyor ve bu yüzdendir ki sık sık birbirleriyle reklam kavgalarına girişiyorlar.

Yusuf Aktaş ya da namidiger Reynmen takip ettiğim bir fenomen değildi. Pek çoğu kendini şişirir durur. Ancak bugün beni kazanan birkaç sözü oldu. Bir yerde neden çok küfür ettiğinden, bir yerde de hayatındaki değişimden bahsetti. Samimiyetini hissedince de artık takip etme kararı aldım.

Gel gelelim Veysel Zaloğlu’na. Kaporta Amerikan ama içi tam Anadolu çocuğu. Zaten koltuğa otururken ayağını koydu altına, sedir olsa bağdaş kurmuştu kesin.

Bu ikilinin sohbeti diğer konuşmalardan sonra bana ilk başlarda pek eğlenceli gelmedi derken o kadar samimi ilerlemeye başladılar ki anlatamam. Bazı yerlerde zaten kırıp geçirdiler gülmekten.


Biraz kendime bir not olsun istedim biraz da okuyan sizlere. Hayatınıza güzel insanlar katacağınız yerlerde bulunma şansınız olabilir. Dün hayatıma bir abi kattığımı düşünüyorum. Bundan sonra Selim Abi’nin sürekli başını ağrıtacağım sanırım 😀