“sonuçta bir edebiyatçı değilim; yazdıklarımın değeri içtenliklerine bağlı olabilir.”

diyor Serenad kitabında Livaneli. Güzel de söylüyor. Geçenlerde yayınladığım yazının ardından, ki buradan ulaşabilirsiniz, çok kıymet verdiğim bir blogger abim “Sade ve samimi tam olması gerektiği gibi sonuçta hikaye ederek anlatıyorsun ve kendinden” şeklinde bir yorum yaptı yazıma. Bense yazıda bir şeylerin eksik olduğu hissindeydim hep. Ardından karşıma yukarıda okuduğunuz söz çıktı.

Ben de doğru olanın bu olduğunu, kaleme alınan şeyleri kıymetli kılanın içinde barındırdığı duygu olduğuna kararına vardım. O hisle de yazmaya koyuldum. Sonuçta büyükleri dinlemek lazım.

Bir önceki yazıda hayatımda bir takım değişiklikler olduğundan bahsetmiştim. Bu değişikliklerden bir tanesini, hatta en büyüklerinden birini atlamışım. İstanbul..

Yıllar yılı mümkün değil o şehirde yaşamam dediğim, zaman zaman büyük konuştuğum, kimi zamansa büyüklüğünden korktuğum İstanbul’a geçiş süreci benim için fazlasıyla karmaşık oldu.

Yeni Bir Şehir..

Hayatımızın nasıl devam edeceği ile ilgili verdiğimiz devrim nitelikli kararlar yanlarında düşünülecek çok fazla sorunu beraberinde getiriyor. Bunlardan bir tanesi de şüphesiz ki yaşamaya başlayacağınız şehirde başınızı sokacak bir yer bulma problemi. Hele şehir İstanbul olunca bu problem ciddi boyutlar alabiliyor.

Benim en şanslı yönümse İstanbul’da çalışmaya ve yaşamaya başlamış arkadaşlarımın olmasıydı. Başlangıçtaki en büyük sorunu bu şekilde aşmış oldum.

İkinci sorun ise yeni bir şehirde yaşamaya başlamak ve oraya ait temel şeyleri öğrenmeye başlamak. Hele şehir İstanbul olunca birbirini bağlayan iki nokta arasında ulaşım sağlamanız. Bu noktada da imdadıma teknoloji yetişti. Trafi adında bir uygulama kullanmaya başlayınca bütün toplu taşıma ağını ayaklarımın altına serdi.

Yeni Bir Ortam..

İşte en çok zorlandığım nokta bu oldu sanırım. Yepyeni bir şehire geldiğinizde hayatınız neredeyse sıfırlandığı için sıfırdan bir ortam kurmanız, yeni insanlarla tanışmanız ve yeni dostluklar edinmeniz gerekiyor. Elbette şanslı olduğum nokta ev arkadaşlarımı geçmişten tanıyor olmamdı ancak onları çıkınca etrafımda bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda insan kaldı.

Hayatınıza yeni insanlar katmak için yeni ortamlara girmeniz, yeni işler yapmanız gerekiyor. Geçmişte olsa çok zorlanmayacağım bu tarz şeyler yeni hayatımla birlikte bana ekstra bir yük gibi gelmeye başladı. Sanırım değişikliklerin olumsuz etkilerinden biri de bu olsa gerek ki kendimi limitleye başladım.

Isparta’daki çok sayıda insanın yerini İstanbul’da az sayıda insan alacaktı. Elbette bu geçiş hiç de kolay olmadı. O yüzden de Isparta gitgelleri bir yandan da sevdiğim şeyler oldu. Derken bir gerçeğin farkına vardım geçtiğimiz günlerde. Yeni insanları tanımayı seven benden uzaklaşıyordum ve bu durumu acilen düzeltmeliydim. Şimdilerde bu konu üzerinde biraz çaba harcama kararı aldım.

Yeni Alışkanlıklar..

Önceleri bana bir not defterimin olacağını, günlük yapılacaklarımı yazacağımı söyleseler inanmazdım. Düzenli olmak pek de benlik bir iş değildi çünkü. Ancak disiplinli çalışan ve işleri muhteşem şekilde koordineli götüren birinin yanında çalışmaya başlayınca az çok ondan bir şeyler kapmaya başlıyor insan. Böylece düzenli olarak notlar almaya başladım. Ardından fark ettim ki işler daha düzenli ve sağlam ilerlemeye başlıyor.

Çok yeni olmasa da yeniden düzenli olarak kitap okumaya başladım. Hergün metroda geçirdiğim 45 dakikalık anlamsız ve verimsiz süreci yavaş yavaş daha anlamlı kılmak için staja başladığım günden beri sürekli kitap okuyorum.

Pozitifi Görmeye Çalışmak..

İş hayatına ufaktan atılınca bu tarafta işlerin aslında pek de kolay olmadığını görmeye başlıyor insan. Benim gibi sıfırdan bir işe başlıyorsanız öğrenmeniz gereken çok fazla şey oluyor haliyle.

Aldığımız o derslerin çok büyük bir kısmı da hiçbir işe yaramıyooo.. Bu cümleyi böyle tamamlasam aslında haksızlık olur. Bu da görmeye çalıştığım pozitiflerden biri sanırım. Her ne kadar aldığımız derslerin çok büyük bir kısmının işe yaramadığını bilsem de kattıkları perspektifi gözardı etmem mümkün değil.

 

Okunmaya Değer Bulduysan Paylaşmayı Unutma :)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.