Pazarlamanın dijital yüzüyle içli dışlı olunca ister istemez öğrendiğim şeylerin bir kısmını da blogumda uyguluyorum. Örneğin bloga girdiğinizde sizden bildirim göndermek için izin istiyorum ya da blogumla ilgili düşüncelerinizi paylaşmanızı rica ediyorum.

Bunları yapmamdaki amaçlardan biri bu işleri yaptığım sistemlerin kurulum ve yönetim süreçleri içerisine daha fazla dahil olabilmek diğeri ise sizlerden gelecek yönlendirmelerle bu blogu geliştirmek.

Blogu yapmaya ilk başladığım dönemde okunmak gibi bir derdim yoktu. Gerçi hala tam olarak olduğu söylenemez ama yine de artık insanların yazdıklarımı okuması hoşuma gidiyor. Hele de okuduğu yazımla ilgili geri dönüş yapanlar olduğunda inanılmaz mutlu oluyorum.

Geçtiğimiz yıl Isparta’da Öğrenci Olmak diye bir yazı yazmış ve blogumda paylaşmıştım. Aradan geçen bir sene içerisinde binlerce kişi tarafından okundu. Özellikle de üniversite sınavının belli olduğu ve tercihlerin yapılıp açıklandığı dönemde okunma sayıları pik yaptı. Belki de o yazı sayesinde bir sürü insan azıcık da olsa bilgi sahibi oldu. Üstelik pek çok kişi de gerek mail yoluyla gerekse sosyal medya hesaplarımdan bana ulaşarak merak ettiklerini, o yazıda yer almayanları sordu. 

İşte blogların amaçları da tam olarak bu. Hiçbir konuda uzman değilim. Atıf yapmak gerekirse hiçbir konu üzerinde henüz 10.000 saat çalışmadım. Sadece hayatı deneyimliyorum ve deneyimlediğim pencereden de bunu burayı okuyanlarla paylaşıyorum. Tıpkı youtube’da, bloglarda ya da sosyal medya’da bunu yapan içerik üreticileri gibi.

Elbette bir yola çıktığınızda sizi aşağı çeken ya da sizi motive eden şeyler oluyor. Tabii bir de öncelikleriniz. Ne yazık ki bloguma uzun zamandır öncelik şeklinde davranamıyorum ama motive eden mesajlar, yorumlar gelince de mutlu olup daha fazlasını yapmaya çalışıyorum.

Açıkçası hem biraz motive olmak hem de eksiklerimi görüp daha iyi içerik üretmek için bir süre önce blogumda anketler yapmaya başladım. Ee nasıl yapıldığını da yeni öğreniyordum. Hazır öğrenmişken kullanıverdim.

Öncelikli olarak fark ettiğim şu oldu ki çok fazla yorum gelmemiş. Bunu okuyucumla etkileşime geçme noktasında yeterli olamadığım şeklinde kendime not düşüyorum. Ha bu arada okuyucum falan demişlen de blogumda bir yazıyı – istisna birkaç yazı hariç- ortalama 150 kişi okuyor, yani öyle kasıldığım falan da yok pek ama bu kişilerle etkileşimde yeterince iyi olmadığımı koydum cebe.

Yorumları inceledikçe bir tanesi özellikle dikkatimi çekti. Verdiği cevap ne sorularla ne de blogumla alakalı değildi. Tamamen kişisel bir saldırı niteliğindeydi. Bunu yazan yakın bir arkadaşımdır da trollüyor da olabilir ya da farkında olmadan kızdırdığım biridir de hıncını çıkardığını sanıyor da olabilir. Burada benim asıl odaklanmak istediğim nokta kim olduğumuz bilinmediğinde karşımızdakine çok rahat saldırabiliyoruz.

Bunu yazan kim olduğunun bilinebileceğini bilse acaba yazar mıydı? Ha bildiğimden değil, bunu göremiyorum maalesef ama görmem de önemli değil zaten. Benim amacım herkesten geri bildirim almak. Geri bildirimi yapanın kim olduğu geri bildirimden çok da önemli değil.

Evet doğrudur 3 tel saçım kaldı 🙂 Hem genetik faktörlerden hem de farklı bazı sebeplerden döküldü gittiler. Zaman zaman oturup da ulen niye döküldüler dediğim de oluyor ya da şekil vermeye çalıştığımda saçma sapan şekil alınca kahkaha attığımda. ( Gerçekten şekil vermeye çalışınca çok komik oluyor) Ama bu arkadaşa cevaben merak etmesin hayatımın hiçbir döneminde saçımı fönlemek gibi bir derdim olmadı. Onların benden gideceğinin hep farkındaydım, nitekim gittiler de. Yapacak bir şey yok.

Bu anketler de, geri bildirim çabalarım da devam edecek. Sayesinde belki de yazmayı kaçırdığım bazı şeyleri karalamış oldum. Hayatta eksikliklerimiz olduğunu hepimiz biliyoruz ya da en azından bildiğimizi düşünüyorum. Fakat buna rağmen temelde eşit olduğumuza inanıyorum. Hepimizin tüm özelliklerinin toplamı 1 yapıyor sadece nasıl dağıtıldığı fark ediyor. Benim de oradan gitmiş, ne yapalım yani, bir de buna mı üzülelim..

Bu arada şey deniyordu galiba, beğendiyseniz bloguma abone olmayı ve yorum bırakmayı unutmayın 😛 


Alperen Bilgehan Dede

Kendi çapında #endüstrimühendisi, Ucundan kıyısından #blogger, Biraz #pazarlama öğrenicisi, Nihayetinde #istanbul’da yaşam savaşı verici

0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.